ceketli ali dayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceketli ali dayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Rehber

Yazarın öyküleri yazmadan önce haplandığını, ot çektiğini düşündürtecek kadar absürd bölümlerden birini paylaşmak istiyorum:
"Galaksinin en berbat 2. şari Osuruklu Grunthos'un, şiiri "Yaz ortasında bir sabah koltukaltımda bulduğum küçük yeşil macun yumrusuna kaside" yi okuduğu esnada 4 kişi iç kanamadan ölmüştür."
Bu tarz ayrıntılarla, tıpkı bir mizah dergisi gibi ağızdolusu bir "hasiktir" dedirtip kahkaha attıran bir kitap. Aslında radyo programı olarak başlayıp, çok ilgi gördüğü için kitap haline getirilmiş 5 ayrı otostopçu kitabının bir araya toplanmışı.
Bilim kurgu. Çok komik ama zaman kaybı değil. Bilakis hayal bile etmediğiniz canlılar, makineler, olaylarla karşılaşacaksınız. Bilinmeyen evren hakkında hayal kurmak isteyen, en azından hayatında bir kez Uzaylı Zekiye izlemiş herkese tavsiye ediyorum.
Galatasaraylıların çok hoşuna gidecek süpriz bir dipnot sebebiyle de bu kitaba bir kat daha fazla ısınmış olabilirim. Editöre en içten dileklerimle selam ediyorum.
"Keşke hiç bitmese" dediğimden olacak henüz bitiremedim. Bahanem bu. Siz de alın, okuyun efendim. Fakat kitabın henüz başında Dünya havaya uçacak.
Paniğe kapılmayın...
İyice Oku

Katil

Eski dizilerde isim ne kadar da nettir? Bizimkiler, Gurbetçiler, İlişkiler... Ya çoğul ekiyle ya da isim tamlaması yoluyla elde edildiğini konuşmuştuk daha geçende. Hatta neden Bizimkiler ki, Apartman olsaydı ya dizinin ismi demiştik Trt'den daha orijinal bir şey bulmuşçasına. Basitler demiştik. Bizim çocukluğumuz kadar.

Çocukluğumun pazarını meşgul eden en mühim şeydir Yenisalihlispor maçlarıyla beraber Bizimkiler. Öyle geçmiş zamandır ki, boğazımda önlükle yemek yerken Bizimkiler'in pinkikte oldukları bir bölümü izlediğimi net bir biçimde hatırlarım.
Hatta öyle geçmiş zaman ki, annem tarafından yıkandığım yıllardı, çünkü Bizimkiler pazardı, pazar yıkanılırdı...

Herkes çocukluğunu özler. Sebebini düşündüm, pek çok şey. Gamsızlığı, ailecekliği, oyunu, masumiyeti özler. Hiç tanımadığı kişileri de bu yüzden özler insan, o zamanların anılarında herhangi bir şekilde yer aldıkları için. MJ gibi, Prekazi gibi, Fred Çakmaktaş gibi.

Bizimkilerin, zaman geçtikçe kendini tekrarlamaya başladığı halde izlenmesi aslında o kadar uzun sürmesiyle alakalı galiba. Bağımlılık yapmıştı. Ailecek izliyorduk. Her bir karakterin ismini, sürekli kullandığı sözleri, hatta dizide hiç oynamamış olan Ruknettin'i bile aynen hatırlıyorum. Adamın sadece resmini seyretmişliğim var ama yolda görsem tanıyacak haldeyim.

Peki ne bokuma yarıyor? İçlerinden birinin vefat haberinde üzüntü duymama sebep oluyor sadece. Bir kaç sene önce Sabri Bey'de olduğu gibi.
Dün de Katil öldü. Sevgilisine ablacım diyen horozlu insan. Davudi Aykut Oray. Kendisinden ilk defa Aykut Oray diye bahsettiğim Katil.

***
Bizimkiler, pazardır. Pazar akşamı, banyo sonrasıdır. Sobalı odalarda izlenir.
İyice Oku

TRANSFORMERS: REVENGE OF THE FALLEN

Robotlardan soğumuştum. Çünkü Çelik girmişti dünyamıza. Bir boka benzemeyen esprileriyle, sesiyle, sevecen tavırlarıyla yıllardır en başarısız reklamlardan biri olarak karşımıza çıkmıştı.
Robot dediğin azcık ağır olur. Şimdilerde Vestel'in çamaşır makinasına dönüşen bir robotu var misal, o ağırbaşlı. Baksan s.kindirik Vestel dersin.
Arçelik artık o gerizekalı robottan vazgeçmli. İlla robot diyorsa azcık paraya kıysın, Optimus Prime'ı koysun reklamlarına. "Agamsın" dediğim ilk ve tek robot oldu kendisi.

Bu haftasonu benjcev "transformers'a gidelim" dediğinde şüpheyle yaklaşmıştım. Belli etmedim, "Nasıl bir şey?" diye sordum. "Çatada çutada bir film" dedi. Cümledeki çatada çutada betimlemesi ilgisizliğimi arttırdı. Zira şu aralar daha çok kavgasız gürültüsüz filmler ilgimi çekiyordu. Gene de göynü olsun diye kabul ettim.

Heveslenmeden gidip te bu kadar seveceğim bir film daha olacak mı bilemiyorum. O autobot'lar ne komik adamlar yahu. Optimus desen tam bir beyefendi. İyi bir robotun sahip olması gereken bütün özellikleri taşıyor. Robot mobot ama insanın kanı kaynıyor adama.

Son olarak Sam'e laf atmadan geçemeyeceğim. Sen ne şanslı piçsin kardeşim. Benim Optimus gibi arkadaşım, Bumblebee gibi arabam olcak herkese sataşırım. Kafamı bozanın üzerine salarım hepsini. benjcev abartıp "Ben herkesten haraç keserdim" dedi. Hay deli çocuk. İyice Oku

Budala gaşlı gala.

Benim Dostoyevski'den yana bir sıkıntım yok. "Bir solukta okumak" olarak tabir edilen şekle girmişliğim var Dostoyevski'nin 'Budala'sı ile.

Benim "Kibarlar Dünyası"na karşı bitmez tükenmez bir kinim var. Hala varlığını sürdüren, insanlar uyumlu davranmaya çalıştıkça onlarla taşak geçmeyi kendine görev edinen kişiler, her yerdeler...

Kibarlığınıza sıçam sizin.

Sizin ayarasızlığınız yüzünden bir sonraki bölümü tahmin edemez oldum. Misal Jean-Christophe Grange, ha keza Dan Brown gibi sürpriz sonlarla kitaplarındaki kurguyu süsleyen yazaların bile kitalarında, sonraki adım yanlış da olsa tahmin edilebilirlik içerirken sizin aşırı derecede salaklığınız yüzünden gelecekteki olaylar tahmin edilemiyor. Evet, gizemli olduğunuz için değil; 'salak' olduğunuz için...

Allah kahretsin ki torunlarınız şu anda müdür, müdür yardımıcısı, direktör, doktor veya ev sahibi unvanlarıyla aramızda bulunmaktalar. Kendilerini 'üstün' olarak gören torunlarınız, hala iyi niyetli insanları, sırf belli başlı hırslara kapılmış olmak/olmak istemek için zavallı görmek konusunda üstlendiğiniz misyonu, tam da size yakışır şekilde sürdürmekteler.

Neyse sevgili okurlar, siz de tıpkı benim gibi "Ben bu Dostoyevski'den hiç bişi anlamadım" mı diyorsunuz? O zaman size yol gösterecek bir kaç önerim var. O dönemin koşulları ile düşünün. Okuduğunu anlamanın en öncelikli sırrı budur. Hadi iyi günler. İyice Oku